8.09.2008

Ermenistan-Türkiye Maçı Notları-Son

Bizden dostluk eli uzatanların eline Türk kanı bulaşmamış olması gerekir. Eline Türk kanı bulaşmış, çoluk çocuk masum Türkleri katleden bir anlayış benim Cumhurbaşkanımla aynı locada oturup maç seyretmemeli.

Geçen makalelerimizin özeti bu…

Yoksa bizimle birlikte yaşayan adeta bizim birer parçamız olan Ermeni kökenli vatandaşlarımızla bir alıp veremediğimiz olamaz. Biz de aynen Soner Yalçın’ın 4 Şubat 2007 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınladığı “Türk Ermenileri” başlıklı yazısında belirttiği görüş ve duygulara sahibiz.

Bizim fikren savaştığımız kesim, Araratizm yanlısı ve Türk düşmanlığı yapan Ermeniler. Bunların büyük bir çoğunluğu da şu an Ermenistan Devletinin yönetim kadrolarında görev yapıyor.

Aynı yöneticiler Türkiye’ye dostluk eli uzatmaya çalışıyor. Tam bir iki yüzlülük… Bu kadronun yönetimindeki bir Ermenistan’ın, Türk düşmanlığını devletlerinin ana felsefesi yapmalarına rağmen Türk Devletinin bunlara barış dalı uzatmasına anlam veremiyoruz.

●●●●●

Şu an Ermenistan Cumhurbaşkanı olan Serj Sarkisyan, 2001 yılında Ermenistan Savunma Bakanı görevindeyken Ermenistan Parlamentosunda bir konuşma yapmış. İşgal altında tuttukları Karabağ bölgesi ile ilgili şunları söylemiş: “İşgal ettiğimiz topraklar var. Bunda utanılacak bir şey yok. Güvenliğimiz gereği bu toprakları işgal ettik. Biz bunu 1992 yılı ve öncesinde de söylüyorduk, şimdi de söylüyoruz. Belki üslubum diplomatik değil, ancak gerçek bu.”

Bravo, adam lafı dolandırmamış. Net konuşmuş. Lakin biz idrak edememişiz.



Buna rağmen 1988 Ermenistan’daki büyük depremden sonra Ermenistan’a en büyük maddi ve manevi desteği Türkiye vermiş.

Karşılığı?

Sözde Soykırımı kabul ettirebilmek adına dünyada Türkiye’yi şikayet etmedikleri devlet kalmamış.

Sonra, 1991 yılında Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ilk tanıyan ülkelerden bir de biz olmuşuz.

Karşılığı?

Yine soykırım şikayetleri, Türkiye aleyhtarı lobi faaliyetleri…

Ermenistan kurulduktan sonra yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesinde, bağımsızlık Kararında, Anayasasında “Soykırımın” devlet politikası olacağı belirtilmiş.

Bizden karşılık?

Yok…Hatta, H-50 hava koridorunu uçuşa açıp, adamların devletinin ayakta kalması için çabalamışız.

Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra haritalarını yeniden düzenlemişler. İlköğretimde kullandıkları haritalarda, bizim Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesinden 12 ilimizi haritalarında kendi toprakları olarak göstermişler. O sıralar bizim bazı basın organları konuyu gündeme getirince, “kardeşim sizde özgüven eksikliği var. Şunun şurası 3 milyonluk Ermenistan’dan korkulur mu” demişiz.

Gerçekten de doğru. Bizi bilmiyorum ama bende özgüven eksikliği var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Erivan’daki Cumhurbaşkanlığı makamında bir araya geldiklerinde özellikle Ağrı Dağı tablosunun altında oturtulup, fotoğraflarının çekilmesi bende özgüven eksikliği yarattı.

Neyse…

Adamlar ne yaparsa haklıdır! Zira biz karşılık vermiyoruz ki…

Benzer bir durum 2001 yılında Fransa’nın sözde “Ermeni Soykırımı”nı tanımasında da olmuştu. Türkiye’de basın, bu tanımaya köpürünce Fransa tedirgin olmuş, acaba Türkiye ile ekonomik ilişkilerimize halel gelir mi diye düşünmüştü. Ancak bizi çok iyi tanıyan Ermeni kökenli bir Fransız milletvekili Fransız parlamentosu’nda yaptığı konuşmada : “Size teminat veriyorum, Türkiye hiçbir şey yapamaz, bu söylediklerini de kendilerine tek tek yuttururuz” diyerek bizim ne kadar kof olduğumuzu kamuoyuna ispatlamıştı.

Biz hep dostluk adımları yerine saflık adımları atarken Ermenistan numunelik bile olsa bize karşı dostluk adımı atmamış. Dünyayı hep aleyhimize kışkırtmış.

Biz hep büyüklük bizde kalsın anlayışıyla hareket etmişiz.

1992 yılında Türkiye’nin öncülüğünde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatını kurmuşuz. Karadeniz’de kıyısı olmayan Ermenistan, Türkiye’nin gayretiyle bu teşkilata kurucu üye yapılmış. Ben vallahi, pes dedim.

●●●●●

Bekleyelim, görelim…

Ermeni Devleti için ekonomi, halkın refahı, bölgesel barış önemli değil. Varsa yoksa “soykırım” yalanı. Bunun için Ermeni Diasporasını kullanarak müthiş hamleler yapıyorlar. Ermenistan’ın önümüzdeki hedefi, sözde soykırımın 100ncü yılı olarak kabul ettikleri 2015 yılında Türkiye’nin de bu sözde soykırımı kabul etmesini sağlamak.

Böyle giderse, göreceksiniz ki, dost olmak adına atalarımıza atfedilen bu iftirayı bile kabulleneceğiz. Yeter ki dost olalım!

Ama ondan sonrası ne olacak?

Ermeniler, Türkiye’nin “T”sinden esinlenerek meşhur “3T” formülünü bulmuşlar.

T’nin birincisi soykırımı Tanıma. Şimdilik dünyada 19 ülke soykırımı tanımış. Türkiye’nin tanıması için de Avrupa Birliği aracılığıyla baskı yapılıyor.

Aşama aşama da ilerliyorlar.

Hatta bizim içimizde bile müttefik bulmuşlar. Geçmiş yılları hatırlayın. Ermeni tezlerine destek veren Boğaziçi ve Bilgi Üniversitesi gibi üniversitelerin gayretleri ile Türk kamuoyunda bile epeyce mesafe kat edildi. Hatta öyle bir kamuoyu oluşturdular ki, bu üniversitelerde böyle bir konferansın düzenlenmesini protesto eden insanların yarısı şu an Ergenekon davasından cezaevinde olmasına rağmen kamuoyundan tık yok…

Uluslar arası arenada da çok sağlam mevziler tutmuşlar. Minnacık İsviçre bile “soykırım yoktur, soykırım bir yalandır” dedi diye İşçi Patisi Gene Başkanı Doğu Perinçeği içeri atmaya kalkmadı mı? Gerçi, İsviçre’nin atmasına gerek kalmadı, Türkiye bir yolunu bulup içeri attı.

Ya bizim devlet kademesindeki durum farklı mı? Soykırım olmadığını belgeleriyle ortaya koyup, bilimsel olarak ispat eden, Ermeni iddiaları konusundaki en yetkin bilim adamımız Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Hallaçoğlu’nun Türk Tarih Kurumu’ndaki görevine son verilmedi mi?

Velhasıl, Türkiye’nin sözde soykırımı tanıması için iç ve dış güçler tam gaz çalışıyor.



T’nin ikincisi Tazminat. Tanıma tamamlandıktan sonra, adamlar “madem siz bizim atamızı kestiniz, ödeyin bakalım tazminatını” diyecekler. Biz de borç yiğidin kamçısıdır diyerek Kıbrıs’ta nasıl tazminatları tıkır tıkır ödüyorsak, ödemeye çalışacağız. Bu sefer adamlar bu tazminat parayla değil, toprakla ödenecek deyip 3ncü T’yi devreye sokacaklar.

Ondan sonrası, Ermenilerin ata toprağımız dediği ve Ermenistan’daki ilköğretim haritalarına konan Türkiye’deki 12 ilin istenmesine sıra gelecek.

Bu 12 il arasında Kars’da var.

İşin ilginç tarafı Ermeniler Kars topraklarını, özellikle Kars yakınlarındaki Ani ören yerini tarihi Ermenistan başkenti olarak görürken; Karslılar, yıllardır Ermenistan’la aramızdaki Akyaka sınır kapısının açılıp, bölge ekonomisinin canlanması için imza topluyorlar, gazetelere demeç veriyorlar, hükümete baskı yapıyorlar, festivaller düzenliyorlar. Merak etmesinler, böyle giderse yakın zamanda sınır kapısı da açılır, hatta…

●●●●●

International Herald Tribune Gazetesi'nde 9 Aralık 2004 tarihinde "Genç Ermenilere Vaadedilen Topraklar" başlığı altında ilginç bir makale yayınlandı. Makalede, Ermenistan’da yaşayan bir Ermeni öğrencinin: "Kutsal Ararat dağı tamamen Ermenistan’a ait olmadıkça kendimi Ermeni saymayacağım" şeklindeki ifadesine yer verildi. Hani her iki Cumhurbaşkanının tablosu altında oturup dostluk söylevi çektiği Ağrı Dağı var ya, işte o kutsal dağ…

Başka söze gerek yok. Biz dostluk hayalleri kurmaya devam edelim…

●●●●●

Ben bunları düşünürken, maç 2-0 Türkiye’nin lehine mi, 1-0 Ermenistan lehine mi bitti, pek anlayamadım.

Sedat ONAR

Hiç yorum yok: