8.09.2008

Atatürkçüleri Nasıl Hedef Hattına Koydular?

Bookmark Post in Technorati


Aslında sağda-solda, caddede-sokakta, kahvehanede, tarlada son zamanlarda en fazla konuşulan konulardan bir tanesi Ergenekon ise, diğeri de hayat pahalılığının ve geleceğe yönelik kaygılarının nedeninin Cumhuriyetçiler ve Atatürkçüler olduğudur.

Fısıltı gazetesi almış başını gidiyor. Gerçeklerle, kışkırtmalar birbirinin içine geçmiş durumda. Bağımsız, bağlantısız geçim derdindeki insanların önüne bazı basın organları tarafından somut hedefler konuyor:

Ülkenin fakirliğinin fukaralığının yegane kaynağı Cumhuriyet bürokrasisidir.

Ülkenin kaynaklarını peşkeş çeken Cumhuriyet zihniyetidir.

Cumhuriyetçi ve Atatürkçü kesimlere bakın, hepsi sırtını devlete dayamış, devlet kaynaklarından nemalanırken, Anadolu insanı da bu kaynaklardan pay almaya karar verdiğinde Cumhuriyetçi kitle bu paylaşıma razı olmayıp, maraza çıkarıyor.

AKP iktidarı devletten nemalanan, devlet kaynaklarını babalarının çiftliği gibi kullanan kesimin menfaatlerini yerle bir etti, bu kaynakların mazlum Anadolu insanı tarafından kullanılmasını sağladı. Dolayısıyla kaynakların elinin altından kayarak gittiğini gören Atatürkçü kesim bu kaynakları kontrol eden iktidarın ellerinden gitmesini hazmedemedi.

Cumhuriyet bürokrasisinin temsilcisi CHP bu düzenini devamını istemesine rağmen; artık Anadolu halkı iktidarı ele geçirdi, nehir geriye akamaz; bu nedenle, CHP’nin 85 yıl öncesinde kalan politikaları iflas etmiştir.

Diyerek…

Halkın önüne nefret edeceği bir figür ve yıllardır çektikleri sefaletin sorumlusu olarak düşman olacakları somut bir hedef koyuyorlar.

Aynen Nazi Almanya’sında sefaletin Yahudilere, Pol Pot Kamboçya’sında geri kalmışlığın aydın kesime fatura edilmesi gibi, Türkiye’de de Atatürkçü ve Cumhuriyetçi, Kuvvay-ı Milliyeci kesimlere karşı muazzam bir kampanya yürütülüyor.

Herhalde bu tip bir kamplaşma yaratılması halinde dış borçların daha kolay ödeneceğini, cari açığın daha kısa sürede kapanacağını düşünüyorlar.

Şimdi…

Neredeyse 500 milyar dolara ulaşan borç yükünü Atatürkçüler mi yarattı? Bu hükümet iktidarı 2002 yılında devraldığında toplam iç ve dış borcumuz 220 milyar dolar civarındayken, Atatürkçüler ne yaptı da 5 yılda borçlarımız katlanarak 490 milyar dolara ulaştı? Borcun nedeni Cumhuriyet mitingleri mi, yoksa hesapsızca alınan borçlarla yandaş müteahhitlere yaptırılan hesapsız duble yollar mı? Yahut lüks jiplerle gezen iktidar yandaşları mı?

İşsizlik daha farklı değil… Tekel’i kim özelleştirdi de, bu kadar Tekel işçisi ortada kaldı?

İş yapamadığı için kapanan esnaf ve sanatkarlara ait işyerlerinin nedeni Atatürkçü Düşünce Dernekleri mi?

Dış ticaret açığına ne demeli? 65 milyar dolara ulaşan bir dış açığını Şahit Aileleri Derneği mi yaptı?

Cari işlemler açığı da benzer şekilde. İktidarı teslim alırken bir milyar dolar bile olmayan cari işlemler açığı 50 milyar doları geçmesinin sebebi Müdafa-i Hukuk Dernekleri mi?

………..

İnsanlar çocukları üniversiteyi kazanması halinde nasıl okutacağım endişesi taşıdığı için, bazı ebeveynler içlerinden gizli gizli inşallah bizim çocuk üniversiteyi kazanamaz da okutmak zorunda kalmam, karamsarlığı içinde…

Bunların nedeni olarak gösterilen Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Ulusalcı kesimler son 50 yıllık dönemde Türk Siyasi hayatında yoktu ki. Nasıl müsebbip olarak gösterilebilir?

Ama maalesef bütün bunların nedeni olarak Cumhuriyet rejimi ve Atatürkçüler Anadolu insanına müthiş bir propaganda ile benimsetilmeye çalışılıyor.

İşin kötüsü de nedir biliyor musunuz?

Televole gibi magazin programlarında her gün boy gösteren; bir kucaktan bir kucağa atlayan manken parçacıklarını, altlarında hangi parayla aldıkları belli olmayan son model jipleriyle gezen sanatçı müsveddelerini, defolu vücutlarını Bodrum “beach”lerinde yanlarındaki çocukları yaşındaki sevgilileriyle sergileyen sosyetik dulları, nereden geldiği belli olmayan baba paralarıyla Bodrum gecelerinde para saçan sosyetik “playboylar”ı Anadolu halkımızın büyük bir çoğunluğu Atatürkçülerle aynı kefeye koyuyor. Cumhuriyetin böyle yozlaşmaların nedeni olduğunu zannediyor.

Propagandaları öyle güçlü ve öyle etkili ki; saf Anadolu insanı da bu yozlaşmış kitleyi hedef hattına koyup, Cumhuriyetin yegane temsilcisinin bunlar olduğunu düşünüyor.

Kimsenin farkında olmadığı işte bu…

Aynı fanatik dinsiz laik kesimin mürteci, şeriatçı diye samimi Müslümanları potansiyel tehlike olarak algılaması gibi; dinsiz şeriatçıların Türkiye ve Atatürk sevdalılarını yozlaşmış, materyalist kesimle aynı kefeye koyması asıl tehlikeyi teşkil ediyor.

Gerçekten de, halkın refahını yükseltemeyen, geleceğe dair umutlarını bir bir yok eden kesimlerin elindeki en tehlikeli silah şu anda düşman olarak benimseyeceği bir hedef kitle yaratmak. Yavaş yavaş bunda da başarılı olduklarını inkar edemeyiz.

Hiç yorum yok: