8.09.2008

Ermenistan-Türkiye Maçı Notları-1

Ermenistan-Türkiye Maçı Notları-1


Dünkü Ermenistan-Türkiye Milli maçını seyrederken, birden aklıma 13ncü yüzyıldaki Anadolu’daki Moğol istilası geldi.

Bana göre Türklere en büyük kıyımlardan birini Moğollar yapmış. Diğer yandan da, her şerde bir hayır vardır meselinde olduğu gibi, bu kıyımlar Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulunmuş. Orta Asya ve Kafkaslardaki Türk boylarını önlerine katarak Anadolu’ya kadar gelmelerini sağlamışlar.

Moğol istilası döneminde Anadolu’da kılıçtan geçmeyen köy kasaba kalmamış.

Ama bu gün tarih kitaplarında Cengiz Han’ın, Timur’un bizim de atamız olduğunu, Moğollarla akraba topluluklar olduğunu okur dururuz. Bir Moğol gördüğümüzde sevgi ve merhametle yaklaşırız. Ama tarihsel sürece baktığınızda zamanındaki en büyük düşmanlarımız Moğollarmış.

Anadolu’ya yerleşmemizle birlikte bu sefer başımıza Ruslar bela olmuş. Onlar sıcak denizlere kapı açmak istemiş, biz karşılarında durmuşuz; nihayetinde bir tarihçimizin hesaplamalarına göre Ruslarla yaptığımız savaşları üst üste ekleyince 53 yıl boyunca geceli gündüzlü savaşmışız.

Bugün Ruslarla da iyi komşuluk ilişkilerini bir kenara bırakın resmen akraba topluluk olmuşuz. Karadeniz’in neredeyse yarısı güzel Rus kızlarıyla evlenmiş, diğer yarısı da evlenmeye çalışıyor. Belki de inanmazsınız, Afyon’un en ücra köyünde bile Rus gelinimiz var.

Söyleyeceğim, milletler arası ilelebet dostluk ve düşmanlıklar olmuyor. Dönem dönem sevişip, dönem dönem savaşıyoruz. Tarihsel diyalektiğin kısır döngüsü belki de.

Rahmetli Ecevit bile 1947 yılında Londra’da yaşarken“sıla derdine düşünce anlarsın Yunanlıyla kardeş olduğunu” mısralarını yazmış, 1974 yılında da Kıbrıs’ta Yunanlıları perişan etmiş. Böyle acayip bir durum işte…

Ermenilerle de durum farklı değil. Osmanlı döneminde saray erkanı Türklere “etrak-ı bi idrak”, yani anlayışsız-idraksiz Türk derken, Ermenilere “millet-i sıdıka” yani sadık millet sıfatını vermiş ve Osmanlı devlet yönetiminde Ermenilere Türklerden daha fazla yer vermiş.

Daha sonra bir anda kanlı bıçaklı olmuşuz.

Şimdi Cumhurbaşkanımızın bundan 10 yıl önce Ermeniler ile ilgili söylediklerinin hilafında hareket etmesi eleştiri konusu oluyor. Ben de eleştiriyorum. Ama on yıl sonra bugün yazdıklarımıza baktığımızda “acaba geçmişte hata mı etmişiz” gibi bir duygu içinde olacağımıza dair içimde tereddüt var.

Elbette Ermenilerle aramızdaki bu kin bir süre daha devam edecek, ilelebet sürecek hali yok. Belki de bugün dost olduklarımızla ileride düşman olacağız. Bilemem.

Ancak Cumhurbaşkanımızın son Ermenistan ziyareti için uygun ortam var mıydı, bunu sorgulamak lazım…

Ermenistan futbol federasyonunun takım armalarındaki Ağrı dağı figürünü çıkararak yerine aslan ve kartaldan oluşan armayı kullanmaya başlamasını Türklere yapılan bir jest olarak gören zihniyet bir anda Ermenilerle Türkler arasında sonsuza dek sürecek bir dostluk başladığını söylemeye başladılar.

Aslında Ermeniler armalarını değiştirmekle jest falan yapmadılar. Hatta daha derin bir anlamı olan bir armayı bize jest yaparmış gibi sunarak gözümüzü boyadılar.

Ermenistan Futbol Federasyonunun yeni arması aslında Ermenilerin tarihi devlet armasıdır. Gerçekte ortasında beş farklı kalkan içinde tarihteki Ermeni hanedanlarını gösterir. Beş kalkanın en ortasındaki kalkanın içinde Ağrı Dağı ve bu dağın üzerine oturmuş durumda Nuh’un gemisi figürü vardır. Ermeniler böylece kendilerinin soyunun Nuh’a dayandığını, Ermeni ulusunun doğum yerinin Ağrı Dağı olduğunu devlet armalarında da göstermişlerdir.

Biz Türk Ulusunun doğum destanı olan Ergenekon’u Türkiye Futbol Federasyonunun armasında gösterelim bakalım, kıyamet kopuyor mu, kopmuyor mu? Her şeyden önce bu armaya Ermeniler değil, bizim Türkler karşı çıkıp muhalefet eder.

Hatta federasyon başkanını bile Ergenekoncu diye içeri atmaya kalkarlar…

Bir sonraki makalemiz aynı konunun devamı niteliğinde, bu ziyaretin sonu nereye varır? Bunu incelemeye çalışacağız…


Sedat ONAR

Hiç yorum yok: