PKK tarafından rehin alındıktan 14 gün sonra 8 Türk askerinin serbest bırakılması töreni dünya medyasında neredeyse birinci haberdi.
Yalnız sahnelenen bu oyun, 1996 yılında Hakkari’nin Ortaklar Karakolundan kaçırılan 8 askere Kuzey Irak’taki PKK’nın Zeli Kampında düzenlenen teslim törenine göre daha sönük geçtiği ortadadır. 1996’daki bu oyunda daha çok figüran vardı ve tören daha şaşaalıydı. Ancak etkisi Türkiye ile sınırlıydı..
Bu kez sahnelenen oyunun oyuncu kadrosu daha kalabalık ve yönetmeni daha tecrübeli.
Yapımcı : Orgeneral David Petraus- ABD Kuvvetlerinin Irak’taki Komutanı.
Yönetmen : Tümgeneral Benjamin Mixon- ABD’nin Kuzey Irak’tan sorumlu 25nci Piyade Tümeni Komutanı.
Senaryo : Türk-ABD-Barzani ortak yapımı
Başroller : Hüseyin Sincari –Barzani’yi temsilen Kerim Sincari’nin yeğeni.
Osman Hacı Mahmut- Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin İçişleri Bakanı
Kerim Sincari-Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin İçişleri ve İstihbarattan sorumlu Devlet Bakanı.
DTP Milletvekili Aysel Tuğluk-Diyarbakır Milletvekili.
DTP Milletvekili Osman Özçelik- Siirt Milletvekili.
DTP Milletvekili Fatma Kurtulan- Van Milletvekili.
PKK’lı Yücel Halis-PKK’nın Çemçu kampı sorumlusu.
Oyuncu kadrosu bu kadar ünlü olunca oynana oyunun da dünya çapında ses getirmesi kaçınılmaz..
1996 yılındaki oyuncular tamamen yerli idi. Oyun kötü bir senaryo etrafında dandik dekorlarla daha uzun oynanmaya çalışıldı. İlave olarak figürasyonda bazı askerlerin aileleri de rol aldı.
Şimdiki oyun, daha kısa ve netti.. Herkes rolünün hakkını verdi..
Başrol oyuncularının hepsinin kılık kıyafetleri özenliydi. Ceket düğmeleri ilikli, eller önde birbirine saygı ile bağlanmış, yüzlerde yapmacık bir gülümseme vardı.
Ta Amerika’dan Yeni Zelanda’ya kadar her yerde ilgi uyandırdı. Kuzey Irak’a girmeye karar vermiş Türkiye’ye karşı; “Bakın, sizin terörist dediklerinizin önünde parlamentonuzda görev yapan milletvekilleriniz bile el pençe divan duruyor. Askerlerinizden 4’ü de adamların haklı olduğunu savunan açıklamalar yapmışlar. İlaveten baba ocağını terk edip gurbette çalışmaya giden insanlar gibi rakipleri ile centilmence el sıkışıyorlar. Daha ne istiyorsunuz. Adamlar kötü niyetli olsa böyle yaparlar mıydı? İşi uzatmayın bir an evvel aranızda anlaşın da, olsun bitsin!.” havası oluşmaya başladı.
Bu kampta bulunan adamlar sanki petrol sondajında çalışıyorlarmış da, sondaj sonucunda bu askerleri bulmuşlar gibi bir hava yarattılar..
Şimdi, Türkiye istediği kadar diplomasi atağı yapsın, Hollanda’nın veya Somali’nin kuytu bir yerinde bu haberi seyreden dünya vatandaşları:
“Yahu savaşa ne lüzum var. Bakın adamlar barışsever. Askerlerin burnunu bile kanatmamış.”şeklinde düşünmemişler midir?
Propaganda etkilediği kitlenin büyüklüğü ve kabul edilebilirliği ile büyüklüğünü hissettirir. İnsanlar televizyondan ve gazetelerden bunu görüyor. Oysa, al bayrağa sarılı tabutlar içinde ailelerine teslim edilen şehitlerin pek çoğunun daha yaralı iken kafalarına kaleşnikofla ateş edilmiş olduğunu kim biliyor ki?
Amaçlanan oyun başarı ile sahnelendi. Şehit ailelerinin çığlıklarını, gazilerin feryatlarını şimdilik kimse dinlemiyor.
Unutmayalım.. Kıyamet günü de İsrafil’in Sûr’unu üflemesi ile başlayacak. Üflenen Sûr’un sesi, kıyameti başlatacak.
Şimdilik hepimizin kulağı ‘Sûr’da olsun..
Tarih : 15.11.2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder